Facebook’da İsim Çılgınlığı
İnternet — editor teknolodi Haziran 14, 2009 16:41
Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz, Facebook’un kullanıcı adı uygulaması beklendiği gibi çok büyük ilgi gördü. Facebook sitesinde Türkiye saati ile dün sabah 07.01 sularında adeta sanal bir izdiham yaşandı. Yüz binlerce kişi Facebook’taki isimlerini başkalarına kaptırmamak için siteye hücum ettiler.
Sonuç ise; ilk 3 dakika içerisinde tam 200 bin kullanıcı adı kaydedildi. 15 dakika sonra ise bu rakam tam 500 bine ulaşmıştı. Bu rakamlara göre, ilk üç dakika içerisinde her bir saniyede tam 1111 kullanıcı adı alındı. İlk 15 dakika boyunca ise saniyede 555 kullanıcı adı kaydedildi. 1 milyonuncu kullanıcı adı sadece 1 saat içerisinde kaydedilmişti bile. Gün sona ererken ise 3 milyon kişi Facebook kullanıcı adını çoktan sahiplenmişti.
Bu önemli ve yoğun trafik yaşanan gün için özel olarak hazırlanan Facebook ekibi ise siteyi sürekli kontrol altında tuttu ve yoğun trafik nedeniyle herhangi bir teknik aksaklık çıkmaması adına yoğun uğraşta bulundu. Facebook ekibinin arızasız atlatılan günün ardından kutlama yaptığı söyleniyor.













2 Yorum
eeee başkakimse yokmu
Her insanın yaşamında tutkuları vardır. Aklımızdan ne hayaller, ne düşler geçer, ama çevremiz “Ne der” diye düşünür, toplumun ahlaki kurallarına toslamamak için tutkularımıza gem vurur, kendimizi saklamaya çalışırız. Bulunduğumuz ortam içersinde hayallerimizi yaşayamaz, düşlerimizi gerçekleştiremeyiz ama tanınmadığımız bir ortam içersinde, göbeğimizi kaşıya, kaşıya her türlü çılgınlığı kendimize hak görürüz.
Benimde diğer insanlardan farkım yoktu, düşüncelerimi kontrol etmeye çalışsam da, bazen benden bağımsız özgürlüğü seçiyorlardı. Kendimde gördüğüm olumlu olumsuz yönleri kendime anlatırken, daha samimiydim ama başkalarına değildim. Adeta içimde birinin daha var olduğunu ve benim adıma konuştuğunu görüyordum. İnsan, insanım dese de çoğumuz ne olduğumuzu bilmiyorduk. Ortaya dini, imanı, kitabı, namusu, şerefi, koyan çoktu ama içindeki şeytanı koyan yoktu. Kendini beğenme ve methetme herkesin tutkusuydu, herkes sırtında bir çuval dolusu namusla geziyor, ha bire sağa sola dağıtıyordu.
Gerçek ve sahte kişiliğimizi aynı bedende yaşatırken, ruhumuz mu bedene, yoksa bedenimiz mi ruha tabiydi? Allahın evinde bile ibadet ederken, bedenimiz içerde ruhumuz dışarıda cirit atıyorsa, nasıl bir inanca bağlıyız siz düşünün! “Harama uçkur çözmek günah” diye vaaz verenler, ellerine fırsat geçse kadının üflenmedik yerini bırakmazlar. Dini baskılarla hayatımıza konan yasaklara rağmen halen günah ve ayıpların içinde yüzüyoruz. Yasakların tadı ve heyecanı hepimizi sarıyor ve şeytanın bile aklına gelmeyen ne yanlışlara imza atıyoruz. Yüzümüze taktığımız şirinlik maskeleriyle, başta kendi ruhlarımıza tecavüz ederken; başkalarının tecavüzünden şikâyet etmeye hakkımız olmadığını düşünüyorum.
Düşünüyorum da; insanlar kendi inançlarına bile ihanet içersindeyken, bu sahtekâr yaşantımızın anlamını neydi? Gittikçe soğuyan ve sahtekârlığa dönüşen insan ilişkileri karşısında vaaz verenler çoktu ama değişen bir şey yoktu, kalplerimizdeki çürüklük tüm bedenimizi sarmaya devam ediyordu.